
Kişinin konuşma seslerini yanlış üretmesidir. Bu durum kişinin konuşma anlaşılırlığını düşürür. Örneğin /k/ sesi yerine /t/ sesinin kullanılması. Artikülasyon bozukluğu Uzm. Dil ve Konuşma Terapistlerinin yardımı ile düzeltilebilmektedir.
Fonolojik bozukluk, konuşulan dilin sesbilgisini edinme güçlüğüdür. Birey konuşma seslerinin dizilişiyle ilgili güçlük yaşamaktadır. Bir konuşma sesi yerine başka bir ses kullanma, ses ekleme, ses düşürme görülebilir. Genellikle yapılan hatalar tutarsızdır. Birey, hedef konuşma sesini doğru olarak üretse bile doğru yerde kullanmadığı için konuşma anlaşılırlığı etkilenmektedir.
Bu konuşma problemi nadiren kendiliğinden düzelme gösterebilir, fakat kalıcı olma durumunda kişinin kendini ifade etme ve diğer bireylerle iletişim sorunu yaşamaması adına mutlaka bir dil ve konuşma terapistine başvurması önerilmektedir.
Artikülasyon bozukluğu yanlış üretilen konuşma seslerinin sayısına göre konuşma anlaşılırlığını önemli düzeyde etkilediği için, kişide iletişim sorunlarına yol açacaktır. Bu durum da özellikle çocukların yaşantısını olumsuz yönde etkilemektedir.
Dil ve konuşma bozuklukları pek çok nedenle oluşabilirler. Doğuştan, gelişimsel ve edinilmiş (sonradan edinilen) nedenlerle ortaya çıkabilirler. Örneğin; kekemelik çocukta gelişimsel süreçte de görülebilir. İleri yetişkinlikte beyin hasarı sonrasında nörojenik kekemelik olarak da oluşabilir. Otizm gelişimsel bir bozukluktur, edinilmiş olarak ortaya çıkmaz. Yarık damak dudak (YDD) doğuştan olan bir anatomik bozukluktur. Dolayısıyla YDD’ye bağlı konuşma bozukluğu sonradan oluşamaz. Burada yine bozuklukları tek tek ele almak gerekse de genel olarak dil, konuşma, iletişim bozukluklarının nedenlerinden bahsedecek olursak, gelişim geriliği gibi gelişimsel nedenler, dudak damak yarıklığı gibi anatomik nedenler, sendromlara yol açan genetik nedenler, öğrenme güçlüğü gibi bilişsel nedenler, işitsel nedenler, fizyolojik nedenler, otizm ve diğer yaygın gelişimsel bozukluklar, beyin felci gibi nörolojik nedenler, nörolojik nedenlere bağlı kas zayıflığı söz konusu olabilir. Herhangi bir sağlık sorunu nedeniyle ilaç tedavisi alma ya da geçirilen operasyonlar da erken çocuklukta dil- konuşma gelişimini sekteye uğratabilir. Konuşmanın akıcılığının bozulduğu kekemelikte yine gelişimsel nedenler, nörofizyolojik nedenler, genetik nedenler, psikolojik ve çevresel nedenlerden bahsedilebilir. Çocuklarda görülen yeme, beslenme bozuklukları geçirilen bazı hastalıklar sonrası ya da duyusal hassasiyetler nedenli görülebilir. Ses bozuklukları suistimalli kullanım davranışları, ilaç kullanımı, reflü, cerrahi operasyonlar nedenli ortaya çıkabilir. Yutma, yutkunma bozuklukları ise yetişkinlerde cerrahi operasyonlar ya da inme, kafa travması, sinir sistemi hastalıkları gibi edinilmiş olaylar sonrasında meydana gelebilir. Son zamanlarda yukarıda sayılan nedenlerin hiç biri olmaksızın dil- konuşma ve iletişimi etkileyen en önemli şeylerden biri de ekrana maruz kalmadır. TV, telefon, tablet gibi cihazlar, çocukların beyin gelişimini olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla bu çocuklardan normal bir dil-konuşma ve iletişim becerisi geliştirmelerini beklemek düşünülemez.
Dil ve konuşma terapisti, dil, konuşma ve iletişim güçlüğü çeken kişilerin tanısına ve yaşına göre kişiye özgü terapi programı hazırlar ve uygular. Terapi programı eğer çocuklar içinse; oyuncaklar, kitaplar, resimli kartlar, kimi zaman ise alternatif destekleyici araçlar kullanırlar. Terapi programına alınan kişi yetişkinse, yaşa ve tanı kriterlerine göre bireysel terapi programı hazırlanır. Dil ve konuşma terapisti diğer uzmanlık alanları ile multidisipliner bir çalışma yaptığında terapi süreci olumlu ilerler. İş birliğinde en önemli parça terapiye gelen çocuk/kişinin ailesidir. Bunun dışında; çocuk nöroloğu, çocuk psikiyatristi, KBB hekimleri, özel eğitim uzmanları, sınıf öğretmeni, okulda bulunan psikolojik danışman, ergoterapist ile iletişim halinde olunması multidisipliner çalışma için gereklidir.
DIR Floortime Terapisi, çocukların gelişimsel süreçlerini değerlendirerek, karşılıklı etkileşim yolu ile sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerini desteklemeyi hedeflemektedir. Tipik gelişim gösteren çocuklara uygulanabileceği gibi farklı gelişim özelliklerine sahip olan otizm spektrum bozuklukları, down sendromu, gelişimsel bozukluklar, iletişim ve dil konuşma ile ilgili güçlükler yaşayan çocuklar içinde uygulanabilmektedir. Çocukların; nörobiyolojik profillerini, gelişimsel özelliklerini ve çocuk ile etkileşimde bulunan yetişkinin bireysel özelliklerini de dikkate alarak, oyunu terapi yöntemi olarak kullanmak, eğlenirken gelişimsel hedeflere ulaşmak DIR Floortime ile amaçlanmaktadır.
Sevgili ebeveynler, sadece okul yaşına gelmiş olmak okula hazır olduğu anlamına gelmemektedir. Örneğin 1.sınıfa başlama düzeyinde bir çocuğun eksik ve hatalı üretim yapmaması gerekmektedir. Aynı zamanda konuşmasının tamamı çevresi tarafından anlaşılabilir olmalıdır. Sadece anne babanın çocuğunuzu anlaması yeterli değildir.Eksik seslerden dolayı konuşmalarını siz anlasanız dahi öğretmenleri, arkadaşları anlamayabilir. Arkadaşları tarafından “neden böyle konuşuyorsun?” söylemleri çocuğunuzun okul isteğini söndürebilir, içine kapanıklaşabilir.Ayrıca konuşma anında üretemediği sesler okuma yazmaya geçiş sürecinde zorluk yaratabilir. Bunları birleştirmekte, okunanı anlamakta, kendini ifade etmekte sıkıntı yaşanabilir.Bu yüzden okula başlangıç aşamasında dikkat edelim, vakit kaybetmeyelim.
Çocuğunuzun ilk kelimelerini söylemesini heyecanla bekliyorsunuz. Ama bunu yaparken bu ilk kelimelerin oluşması için gereken önemli becerilerin neler olduğunu hiç düşündünüz mü?⚠️ Dil ve konuşma gelişimi uzun ve karmaşık bir süreç. Bu becerilerin gelişmesi için pek çok bilişsel, sosyal ve motor becerinin de yerli yerinde olması gerekiyor.???? Göz kontağı da iletişimin gelişmesi için çok önemlidir.???? Çocukların göz kontağı kurabilme becerisi de çok küçükken, 6-10 haftalar arasında gelişmeye başlar.???? Göz kontağını geliştirmek için sevdiği bir nesneyi göz hizamızda tutup önce o nesneye sonra aşamalı olarak gözlerimize bakmasını sağlayabiliriz.Çalışma sırasındabu nesneyi ödül olarak kullanabiliriz.Bu çalışmayı oyun sırasında doğal olarak gerçekleştirebiliriz.????Kucakta hoplatma oyunu hem göz temasını başlatacaktır,hem de hoplamayı bir anahtar sesle başlatıp,zamanla bu sesi onun çıkarması beklendiğinde,oyunu bize bakıp çıkardığı ses ile başlatarak iletişim kuracaktır.????Ce-e oyunu ile ilgisini çekmek ve göz teması kurmak mümkündür.????Köpüklü balonlarla önce ilgisini çekip,sonra balonları takip etmesi,patlatması ,balon hızınınçocuğun performansına göre ayarlanmasıyla da göz takibi ve dikkat süresi geliştirilebilir.
Konuşma Sesi Bozuklukları (KSB), konuşma seslerini üretmede,algılamada ve/veya dili kurallarına uygun bir şekilde kullanmada yaşanan güçlükler sonucu konuşmanın anlaşılırlığının etkilenmesidir.Çocuğunuz konuşmayı öğrenme aşamasında sözcükleri söylerken bazı hatalar yapabilir. Bu hataların bir kısmı konuşma gelişiminin birparçasıdır ve belirli yaşlarda çocukların bu hataları yapmaları beklenir.Ancak zamanla bu hataların ortadan kaybolması ve çocuğunuzun sizin gibi anlaşılır bir konuşmaya geçmesi gerekir.❗Eğer çocuğunuz 4 yaş veüzerindeyse ve hala bazı sesleri (harfleri) üretmede güçlükler yaşıyorsa, o zamankonuşma sesi bozukluğundan şüphelenebilirsiniz.????dktd.org
Uyku Problemleri Yemek yeme sorunları Farklı dokulara karşı hassasiyet Regülasyon sorunları Öfke problemi Sosyal etkileşim sorunları Konuşma problemleri Dikkat dağınıklığı İnce ve kaba motor becerilerde güçlük Hiperaktivite Koordinasyon problemi Öğrenme güçlükleri Bağlanma problemleri Yeni bir ortama alışmada güçlük Günlük yaşamda giyinme, banyo, tırnak kestirme gibi öz bakım problemleri Sürekli hareket ihtiyacı veya hareketli nesnelerden kaçınma Kazaya yatkın görünmek, düşmek, bir yerlere çarpmak
SES TERAPİSİ NEDİR? Ses bozuklukların davranışsal olarak tedavi edilmesidir. Ses Terapisi ile sesin hatalı kullanımına bağlı organik ve fonksiyonel hastalıklarda iyileşme sağlanır. Amaç hastaya doğru ses kullanımını göstererek sesinde kısıklık, havalı ses çıkarma, boğuk ses, çatallı ses çıkarma ve bunun gibi aksaklıkları gidererek güzel ,sağlıklı bir ses üretmesini sağlamaktır. HANGİ DURUMLARDA BAŞVURMALI? Özellikle ses teli nodüllerinde başarılı olmaktadır. Bu tür hastalıklarda zamanla nodüllerin küçüldüğü ve tamamen kaybolduğu görülmektedir . Bunun yanı sıra ses teli paralizi, reinke özdemi, kas gerilim disfonisi, cerrahi müdahale öncesi ve sonrası ve kanser tedavisi sonrası gibi ses bozukluklarının olduğu hastalıklarda oldukça etkilidir. Kimler başvurabilir. Ses kısıklığı olan herkes başvurabilir. Bunun yanı sıra profesyonel ses sanatçıları, tiyatrocular, din görevlileri, öğretmenler, televizyon ve radyo programcıları, konferans konuşmacıları ,alo danışma hatlarında çalışanlar ve bunun gibi sesini yoğun ve sürekli konuşanlar meslek grupları ses terapisi ile seslerini daha sağlıklı ve uzun bir süre kullanabilirler.
Bu çocuklar, özellikle öğrenme bozukluğunun tanınmadığı toplumlarda okulda ve ailelerinde anlaşılamama sorunu yaşarlar. Okuyamadıkları ya da yazamadıkları için zeka düzeylerinden kuşku duyulur. Aileler paniğe kapılır, öğretmen öğretememenin sıkıntısını duyar. Terapiye başlamazsa ilerleyen yıllarda sorunlar artarak büyür. Çoğunlukla herkes çocuğa neden anlamıyorsun ve neden geri kalıyorsun diye yüklenir. çocuk ise elimden geleni yapıyorum neden olmuyor ve neden beni kimse anlamıyor diye düşünür. Gerçekte tüm bu olanlar çocuğun suçu değildir ve tek çaresi bireysel destek eğitimi almasıdır. Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkma nedeni ne olursa olsun, önemli olan ailelerin ve eğitimcilerin sorunun varlığını kabul edip çözüme yönelmesidir. Bu çocukların ailesi doğal olarak diğer anne babalarla kıyaslandığında farklı duygular yaşarlar. Kimisi sorunun nedenini dışarıda görür ve çözümü, okul-öğretmen gibi dış etmenleri değiştirmekte arar. Kimisi suçluluk duyar, kızgınlık hisseder. Endişe veren bu durum, anne babaları depresyona kadar sürükler. Tüm bunlar, aslında çocuğunda özel öğrenme güçlüğünün (Disleksi) olduğunu bir türlü kabul edememesinden kaynaklı tepkilerdir. Çocuk ve anne baba açısından en olumlu yaklaşım, anne babanın sorunun varlığını kabul ederek en erken dönemde çocuğa yardım yoluna gidilmesidir. Anne baba ve öğretmenlerini çocukla pozitif bir iletişim halinde olması önemlidir. Çünkü bu çocuklar Duyulmaya ve anlaşılmaya çok gereksinim duyarlar. Gerçekte zeki olduğunu, ama öğrenmek için diğerlerine göre daha çok zaman harcaması gerektiğini ve yavaş da olsa bir gün mutlaka yapacağına inandırmak gerekir. Benlik algısının güçlenmesi için kendiyle ilgili olumlu mesajlara çok gereksinim duyarlar. çoğu zaman etrafındakilerin beklentilerini karşılayamadığı için kendine kızarlar. Geç olgunlaştığı için bağımsız bir birey olmak adına kazanacağı becerileri de geç kazanırlar. Toplu taşım araçlarını kullanmak, para hesabı yapmak, basit yemekler pişirmek, saati anlamak, masa hazırlamak, yatak toplamak, telefon kullanmak gibi işleri kendi başına başarmayı öğrenmek onlara iyi gelir. Çünkü, bağımsızlığa geçişte bu becerileri kazanmış olması önemlidir. ANNELER BABALAR UNUTMAYALIM!!!! Çocuklarımızın Gelecekte sevgi dolu, mutlu, hayatla barışık, insanları seven iyi yürekli güvenilir, çevresine saygılı bir birey olması okuma yazma yada akademik becerileri geç öğrenmesinden daha önemlidir. Onlar bizim çocuklarımız ve elimizden gelenin en iyisini yapmak isteriz onlar için. Kaldı ki özel öğrenme güçlüğü (Disleksi) olan çocuklar bazı alanlarda üstün yetenekli olabilirler. Onların bu yönlerini keşfedebiliriz ve gelecekte çocuklarımız iyi arkadaş, iyi eş, iyi anne baba, işini iyi yapan bir meslek sahibi olabilirler. Yeter ki onları sevin destekleyin ve mutlaka özel destek eğitimi aldırın…
Oyun oynama, özellikle koşma, atlama, tırmanma, sürünme gibi fiziksel güç gerektiren oyunlar çocuğun solunum, dolaşım, sindirim ve boşaltım sistemlerinin düzenli çalışmasını sağlar. Vücuttaki fazla yağların yakılması, kasların güçlenmesi, iç salgı bezlerinin daha düzenli çalışması fiziksel büyümede çok önemlidir. Bu nedenle çocukların açık ve temiz havada hareketli oyun oynamalarına fırsat verilmelidir. Dışarıda oynanan bu tür hareketli oyunlar çocukların vücutlarını daha koordineli kullanmalarında etkilidir. Böylelikle düz yolda düşmeleri azalır, merdiven inip çıkarken vücutlarına daha hakim olurlar. Çocuklar su, kum, çamur, hamur gibi materyallerle oynayarak, çizme, boyama, kesme yaparak el parmak kaslarını geliştirirler. Bu becerileri yapabilmeleri için el-göz koordinasyonlarının gelişmiş olması gerekmektedir. İlkokul birinci sınıfta kalem tutarak yazı yazması beklenen çocuğun öncelikle bol bol el parmak kaslarını geliştirecek oyunlar oynaması gerekmektedir. Oyun sosyal bir etkinliktir. Dolayısıyla her oyunun çocuğun sosyal gelişiminde olumlu etkileri vardır. Çocuk oyunları içerisinde sosyal gelişim açısından en zengin içeriğe sahip oyunlar hayali oyunlardır. Örneğin evcilik oynarken çocuklar anne, baba, çocuk veya abla, abi gibi roller alırlar. Aldıkları bu rolleri oynayabilmeleri için çevrelerinde gözledikleri bu karakterlerin davranışlarını taklit ederler. Alışverişe giderler, çamaşır yıkar, asar, ütüler, arabayı tamir ederler. Bu oyunlarda çocuklar cinsiyetlerine uygun roller seçerler ve rollerini öğrenirler. Birbirleriyle iletişim kurmayı, problem durumları birlikte çözmeyi öğrenirler. Doğruyu ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü, güzeli ve çirkini ayırt ederler. “Günaydın, iyi günler, teşekkür ederim” gibi sözel ifadeleri kullanırlar. Hayali oyunlarda duygularını yansıtırlar. Evcilik oyununda bir çocuk bebeğini uyuturken veya yemek yedirirken annesinden ya da babasından gördüğü davranışları sergiler. Eğer çocuğunuz bu oyunlarda farklı davranışlar sergiliyorsa ve duygularını ifade ediyorsa problem bir durum olup olmadığını fark edebilirsiniz
Bebeklik döneminde çocuklar nesneleri ve çevreyi tanıma çabası içerisindedirler. Emekleme ve yürüme ile birlikte etrafta gördükleri her şeyi dokunarak, atarak, ağızlarına sokarak tanımaya çalışırlar. Daha sonra buldukları nesneler ile taklit oyunlarına başlarlar. Bir bardak ile su içme, telefon ile konuşma taklitleri yaparlar. Bu dönemde kendi başlarına oynarlar. Etrafta başka çocuk olsa bile onları sadece izler, iletişim kurmaya çalışmazlar. Karşılıklı oturtsanız bile herkes elindeki ile oynar ya da karşısındaki çocuğun elindeki oyuncağı ister.3-6 yaş dönemi oyun dönemi olarak da adlandırılır. Çocuklar 3 yaşa kadar nesneler ve çevreleri ile deneyim kazanırlar ve 3 yaşından sonra oyun kurmaya başlarlar. Fakat çoğu 3 yaş çocuğu hala oyuncakları paylaşmada, işbirliği yaparak oyun oynamada problem yaşar. Çocuklarda birlikte oyun kurarak oynama yaklaşık 5-6 yaş civarında görülür. 3-6 yaş dönemindeki çocuk gün boyu soru sorar, konuşur, yorulmadan oyun oynar. Toplumsal kuralları öğrendikçe arkadaşlarıyla oyun kurmaya ve birlikte vakit geçirmeye başlar. 4-5 yaş çocukları çoğunlukla evcilik, askercilik gibi hayali oyunlar oynamayı tercih ederler, izledikleri filmlerdeki karakterleri taklit ederler. Ahşap bloklar ve Legolarla çeşitli inşa oyunları oynarlar. Bazen bu oyun materyallerini oynadıkları oyunda farklı amaçlarla kullanırlar. 5-6 yaş çocukları masa oyunlarına daha çok ilgi duyarlar. Kesme yapıştırma, resim yapma, rakamları yazma, yapbozlar ile oynamayı tercih ederler. Oyun, insanoğlunun kazandığı ve kazanacağı deneyimlerin en büyük tamamlayıcısıdır. Çocuklar oyun oynarken geçmişte kazandıkları deneyimlerini daha üst seviyelere çıkarır, yaptıklarını anlamlandırarak kavrarlar. Çevrede, televizyonda gördüklerini yeni oyunlarına taşıyarak sürekli deneyim kazanmaya devam ederler. ANNE BABALARA ÖNERİLER • Çocuğa oyun için uygun ortamın ve yeterli malzemenin sağlanması gerekir. Bunun için evin bir köşesi, bir odası, evin bahçesi, oyun parkları kullanılabilir. Arkadaşları ile oyun oynayabileceği ortamlar sağlayabilirsiniz.• Oyun oynayan çocuğun oyunu birden bire kesilmemeli, oyununu tamamlaması için önceden bilgi verilmelidir.• Oyuncakların hepsini bir kutuya doldurmak yerine, oyuncaklar özelliklerine göre gruplandırılmalıdır. Çocuğun aynı düzeni sağlaması istenmelidir.• Benzer oyuncaklardan çok fazla almak yerine, çocuğun farklı oyunlar kurabileceği çok amaçlı oyuncaklar tercih edilmelidir.• Oyuncak alırken çocuğun seçmesine izin verilmelidir. Her hangi bir nedenle çocuğun seçtiği oyuncak alınamıyorsa nedeni çocuğa açıklanmalıdır.• Oyuncak alırken farklı gelişim alanlarına hitap etmesine dikkat edilmelidir.• Oyuncakların mutlaka satın alınması gerekmez, çocuğunuz ile birlikte çeşitli oyuncaklar yapabilirsiniz.• Çocuğunuzun oynadığı oyuncaklara ilgisi azaldığı zaman bir süre ortadan kaldırıp daha sonra tekrar ortaya çıkarabilirsiniz.• Çocuğunuzla karşılıklı oturarak, sadece çocuğunuz ve oynadığınız oyunla ilgilenerek oyunlar oynayınız.• Çocuğunuzla oyun oynayarak ona yaklaşma ve duygularını tanıma imkanı bulabilirsiniz. Oyun çocukla iletişim kurmanın en etkili yoludur. Çocuğunuzla ileri yıllarda iyi bir iletişiminiz olsun istiyorsanız onunla oyun oynayarak özel zamanlar paylaşınız.
???? “Bekleyelim, açılır” demek yerine şüphe varsa erken değerlendirme en doğrusudur.” Ne zaman Dil ve Konuşma Terapistine başvurmalıyız? Çocuğunuzun yaşına göre bazı temel dil basamakları vardır. Aşağıdaki durumlarda gecikmeden değerlendirme önerilir: ???? 12 ay civarı Babıldama (ba-ba, de-de) yoksa İsmini duyunca dönmüyorsa Jestler (el sallama, gösterme) yoksa ???? 18 ay Anlamlı hiç kelime yoksa Söylenen basit yönergeleri (gel, ver) anlamıyorsa ???? 24 ay (2 yaş) En az 50 kelime yoksa İki kelimeli ifadeler (anne gel, su ver) yoksa İsteklerini sadece ağlayarak/işaretle anlatıyorsa ???? 3 yaş Yabancıların büyük kısmı söylediklerini anlamıyorsa Cümle kuramıyorsa ???? Bu yaşlardan biri bile uyuyorsa terapi için “erken” değil, tam zamanıdır. “Biraz daha bekleyelim mi?” Bilimsel olarak şunu biliyoruz: Erken müdahale, dil gelişiminde en güçlü faktördür 2–6 yaş arası beyin dil öğrenmeye en açık dönemdir Terapi sadece konuşmayı değil; anlama, iletişim, oyun ve sosyal becerileri de destekler Yani terapi: ❌ “Son çare” değil ✅ Gelişimi destekleyen bir terapi sürecidir Dil ve Konuşma Terapisi zararlı mı? Hayır. Oyun temellidir Çocuğu zorlamaz Ebeveyni de sürece dahil eder Gerekirse “takip + ev önerileri” ile ilerler Özetle ???? Çocuğunuz konuşmuyorsa veya yaşıtlarına göre gerideyse ???? “Bekleyelim mi?” sorusu aklınıza geliyorsa ➡️ Bir dil ve konuşma terapisti değerlendirmesiyle başlamak en doğru adımdır.
Burada belirleyici olan çocuğun yaşı, hangi sesi nasıl ürettiği ve hatanın kalıcı olup olmadığıdır. Sesler her yaşta doğru çıkmak zorunda mı? Hayır. Türkçede seslerin edinimi basamaklıdır: /k, g/ → genellikle 3–4 yaş civarında edinilir /r/ → en geç edinilen seslerden biridir, 5–6 yaşa kadar gecikmeler görülebilir Bu nedenle: 3 yaşındaki bir çocuğun /r/ sesini “y” gibi söylemesi gelişimsel olabilir Ancak 5 yaş sonrası hâlâ aynı hata varsa, kendiliğinden düzelme ihtimali düşer Ne zaman “bekleyebiliriz”, ne zaman “değerlendirmeliyiz”? ???? Gelişimsel (beklenebilir) durumlar Yaşa uygun bir ses hatası varsa Çocuk sesi bazen doğru, bazen yanlış çıkarıyorsa Hata zamanla azalıyorsa ???? Mutlaka değerlendirilmesi gereken durumlar Ses hatası yaş sınırını geçmişse Aynı ses her zaman yanlış çıkıyorsa (ör. /k/ → t) Çocuğun konuşması anlaşılmıyorsa Hata, çocuğun iletişimden kaçınmasına neden oluyorsa “Zamanla düzelir” dediğimizde neyi kaçırabiliriz? Yanlış ses üretimi alışkanlığa dönüşebilir Okuma-yazma döneminde harf–ses karışıklıkları görülebilir Çocuk yanlış modeli pekiştirerek kullanmaya devam edebilir Bu nedenle 4–5 yaş sonrası devam eden ses hatalarında ???? “Beklemek” yerine değerlendirmek daha güvenlidir. Dil ve Konuşma Terapisi ne yapar? Hatanın gelişimsel mi, fonolojik mi, artikülasyon temelli mi olduğunu ayırt eder Gerekliyse oyun temelli, kısa ve hedefe yönelik bir terapi planı oluşturur Aileye evde nasıl destek olunacağını öğretir Özet ✔ Her ses hatası terapi gerektirmez ❌ Ama her ses hatası “nasıl olsa düzelir” diye beklenmemelidir ???? Yaşa uygun değilse veya kalıcıysa → değerlendirme şarttır.
Yanlış üretilen sesler, çocuğun harf–ses eşleştirmesini karıştırmasına neden olabilir Özellikle kalıcı ses hataları okuma, yazma ve heceleme sürecini zorlaştırır Ne zaman risk artar? Ses hatası 5 yaş sonrası devam ediyorsa Aynı ses her zaman yanlış üretiliyorsa Birden fazla ses hatası varsa İyi haber: ✔ Erken değerlendirme ve gerekirse terapiyle bu risk önemli ölçüde azaltılır. ???? Özetle: Ses hatası kalıcıysa, okuma-yazma sürecini etkileyebilir; erken müdahale koruyucudur.
Otizmli çocuklarda dil ve konuşma terapisine mümkün olan en erken dönemde başlanması önerilir. Genel ilke şudur: Gecikme fark edildiği anda, yaş beklemeden. Ne zaman başlanmalı? 18–24 ay civarında; İsme bakmıyorsa İşaret etme, gösterme yoksa Anlamlı kelime çıkışı başlamadıysa Söylenenleri anlamada belirgin zorlanma varsa ???? Dil ve konuşma terapisi için değerlendirme yapılmalıdır. Otizm tanısı beklenmeden terapiye başlanabilir. Tanı sürecini beklemek çocuğun zaman kaybetmesine neden olabilir. Neden erken başlamak çok önemli? Beyin gelişimi özellikle 0–3 yaş arasında çok hızlıdır (nöroplastisite). Erken başlanan terapi: İletişim becerilerini artırır Davranış problemlerini azaltabilir Sosyal etkileşimi güçlendirir İlerideki akademik ve günlük yaşam becerilerini olumlu etkiler Kaç yaş “geç” sayılır? ???? Hiçbir yaş geç değildir. Ancak: 2–3 yaşta başlanan terapi → genellikle daha hızlı ve kalıcı ilerleme 4–5 yaş ve sonrası → ilerleme olur ama daha uzun süre gerekebilir Terapi nasıl olmalı? Bireyselleştirilmiş (çocuğun seviyesine uygun) Oyun temelli Gerekirse: Alternatif iletişim yöntemleri (resim, jest, AAC) Aile eğitimi mutlaka sürece dahil edilmeli Aileler için önemli bir nokta Dil ve konuşma terapisi: Sadece “konuşmayı öğretmek” değildir İletişim kurmayı öğretir (bakış, sıra alma, jest, istek belirtme)
Korku kekemeliğin nedeni değildir, ancak kekemeliği artıran / tetikleyen bir faktör olabilir. Kekemeliğin temelinde ne var? Kekemelik; Beyindeki konuşma planlama ve zamanlama süreçlerindeki farklılıklarla, Genetik yatkınlıkla ilişkilidir. Yani çocuk ya da yetişkin korktuğu için kekeme olmaz. Korku nasıl bir rol oynar? Korku, kaygı ve stres: Var olan kekemeliğin şiddetini artırabilir Takılmaları daha görünür hale getirebilir Kaçınma davranışlarını (konuşmaktan kaçma, kelime değiştirme) artırabilir Bu nedenle aileler bazen “korktu, ondan sonra başladı” şeklinde ifade eder. Aslında: Kekemelik zaten vardı, korku bunu açığa çıkardı. Çocuklarda sık görülen durum Özellikle: 2–5 yaş arası Dil gelişiminin çok hızlı olduğu dönemlerde Kekemelik başlayabilir. Bu dönemde yaşanan bir korku ya da stresli olay: Başlangıçla zamansal olarak çakışabilir Ama nedensel değildir Terapide ne yapılır? DKT olarak yaklaşımımız: Kekemeliği korkuyla ilişkilendirmek yerine İletişimi güvenli ve baskısız hale getirmek Çocuğun konuşurken kendini rahat hissetmesini sağlamak Aileye doğru geri bildirim ve iletişim ortamı sunmaktır “Korktu, kekeme oldu” söylemi çocukta suçluluk ve kaygıyı artırabilir ve terapi sürecine zarar verebilir.